İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Oyun Tavsiyeleri

En İyi Hayatta Kalma Oyunları Önerileri – 2022

En İyi Hayatta Kalma Oyunları Önerileri  – 2022
+ -

Hayatta kalma oyunları son zamanlarda en çok tercih edilen oyun türlerinden birisi oldu. Tabi bunun böyle olmasında artık efsaneleşmiş birkaç oyunun etkisi büyük. Üstelik tek bir oyun türü üzerinde de kalmıyor bu oyunlar. Yani birkaç oyun türünü oynamış olduğumuz bir hayatta kalma oyunu içerisinde görebiliyoruz. En İyi Hayatta Kalma Oyunları listesi içerisinde oynarken çok keyif alacağınız birkaç oyunu sizler için detaylı bir şekilde anlatmaya çalıştık.

Liste içerisinde yer alan oyunlardan bir çoğunu duymuş ya da oynamış olabilirsiniz. Fakat aralarında erken erişim oyunları da yer alıyor. Tam sürüme geçtikleri zaman mutlaka denemek isteyeceksiniz. Eğer hazırsanız şimdi listemizdeki oyunlara tek tek detaylı bir şekilde göz atalım.

The Forest

En iyi hayatta kalma oyunları listesine belki de bu listeyi hazırlamamıza neden olan oyunlardan birisi ile başlamak istedik. The Forest. Bir çok oyuncu bu oyunu oynamıştır. Fakat biz yine de hiç oynamayanlar için anlatalım istedik. Merak etmeyin, spoiler yok.

Oyunda seyahat ederken uçağımız düşüyor ve birileri yanımızdaki oğlumuzu bizden alıp götürüyor. Böyle bir atmosferde tabi ki yapmamız gereken üç şey var. Hayatta kalmak, oğlumuzu bulmak ve bu lanet yerden bir an önce kurtulup eve gitmek. Fakat söylemesi bu kadar kolay olan şeyi yapmak o kadar da kolay olmuyor. Çünkü bizi daha nelerin beklediğine dair hiçbir fikrimiz yok!

The Forest oyununda hayatta kalmak için çok iyi loot yapmanız gerekiyor. Ne buluyorsanız toplayın. Mutlaka bir işe yarayacaktır. Çünkü oyunda craft sistemi mevcut. Yani topladığınız malzemelerden adeta 90’lı yılların ikonu McGyver gibi patlayıcı malzemeler falan yapabiliyorsunuz. Sadece silah ve patlayıcı değil tabi ki. Bunun yanında ilaç, enerji verici vitaminler falan da yapabiliyorsunuz.

Bu noktada şunu belirtmekte fayda var, oyunu arkadaşlarınızla da oynayabilirsiniz. Hem de hikaye modunda. Fakat arkadaşlarla oynadığınız zaman daha çok bina inşa edelim, yaratıklara sataşalım modunda geçiyor oyun. Yani Karadenizli müteahhit ruhumuza engel olamıyoruz. Oğlumuzu unutup bağ bahçe işlerine giriyoruz. Fakat bunun da ayrı bir keyfi var. Benim tavsiyem önce kendiniz hikayeyi bitirin, daha sonra arkadaşlarınızla tekrar oynayın.

Oyun 2018 yılında çıkmasına rağmen hala daha çok kişi tarafından oynanıyor. Hatta hikayenin sonunda “Oha kesin ikinci oyun da gelecek!” diyeceksiniz. Evet öyle de olacak. Uzun zamandır beklediğimiz Son of the Forest oyunu 2022 yılının Mayıs ayında piyasaya sürülecek. O çıkmadan The Forest oyununu oynasanız iyi edersiniz.


PUBG: BATTLEGROUNDS

Evet listede bir klasik daha yer alıyor. Üzerinden çok fazla zaman geçti, bir dönem oynamayan linç yedi. O derece bir oyun PUBG: BATTLEGROUNDS. Hatta bu oyundan sonra daha farklı varyasyonları da piyasaya çıktı ama bana göre taklitler asıllarını yaşatır. O nedenle PUBG’nin yeri bende ayrıdır.

Oyunda herhangi bir hikaye yok. 100 kişi bir uçağa toplanıyorsunuz ve haritanın üzerinden geçen uçaktan istediğiniz zaman atlıyorsunuz. Atlarken silahınız falan yok. Aşağıda Allah ne verdiyse artık. Tabi oyunu çok oynayanlar en iyi loot bölgelerini bildikleri için o bölgelerde atlayışlarını gerçekleştiriyorlar. Oyunu hiç bilmeyenler de en ücra köşelere atlamayı tercih ediyor. Ama benim tavsiyem aksiyonun göbeğine atlamanız. Öbür türlü silah topla, silah aksesuarı topla, kask topla derken boşa vakit geçiyor. Çatışmak bu oyunun doğasında var, kaçamazsınız.

Her neyse, oyunda amacımız bu 100 kişi arasında hayatta kalan son kişi olmak. İster tek başınıza isterseniz arkadaşlarınızla girebilirsiniz. Maksimum dört kişilik takımlar halinde giriyorsunuz oyuna. Fakat PUBG’de bir de bordo bereliler var. Bu bordo bereliler hem dört kişilik takımların olduğu oyuna tek başlarına giriyorlar hem de aksiyonun tavan yaptığı yerlere iniş yapıyorlar. Resmen ağızlarında bıçak, kafalarında kırmızı birer bandana ile Rambo gibi takılıyorlar ortalıkta.

Oyunun mobil versiyonu da mevcut. Vakit öldürmek istediğiniz zaman girebilirsiniz. Son derece keyifli ve güzel bir oyun. Bu arada tekrar söylüyorum, taklitler asıllarını yaşatır. Bu nedenle PUBG’ye devam. Ayrıca Counter Strike Global Offensive > Valorant.


Valheim

Iron Gate AB tarafından geliştirilen Valheim 2021 yılının Şubat ayında Coffee Stain Publishing tarafından yayınlandı. Fakat erken erişim oyunu olarak. Buna rağmen bu oyun rekor üstüne rekor kırdı. Aslına bakarsanız hala daha erken erişimde. Peki bu oyun neden bu kadar ön plana çıktı? Oyunun olayı nedir?

Oyun İskandinav mitolojisi üzerine kurulu. Gerçek dünyada ölen Vikingler Valhalla’ya giden yolda Valheim’a uğramak zorunda. Burada bazı görevleri yerine getirdikten sonra Odin’in bizi kapıda karşılayacağı Valhalla’ya doğru ilerleyeceğiz. Fakat öncesinde bahsettiğimiz bu görevleri tamamlamamız gerekiyor. Her ne kadar diğer Vikingler de Valhalla’dan önce Valheim’a uğramak zorunda olsa da biz oyunda tek başımızayız. Aslında bir yardımcımız var, kendisi bir kuzgun. Arada ortaya çıkıp “Abi bak onu yapman için şunu yapman lazım önce.” falan diyor. Tek görevi bu.

Oyun devasa bir haritaya sahip. Muhteşem bir açık dünya oyunu. İstediğiniz yere gidebilirsiniz, istediğiniz yere yuva kurabilirsiniz. Fakat bunları yapmak için yine loot yapmanız, topladığız lootları craft etmeniz ve en önemlisi hayatta kalmanız gerekiyor. Grafikleri açısından çok tatmin edici gibi gözükmese de önyargılarınızı kaldırmanızı tavsiye ederim. Ben oyunlarda grafiklere çok önem veren birisi olarak oyuna hayran oldum. Saatlerce oynamak istedim.

Fakat bazen sıkıcı olabiliyor. O da sanırım henüz erken erişimde olmasından kaynaklı. Yani hikaye aslında “tam olarak” ilerlemiyor. Bir şeylerin eksikliğini hissediyorsunuz oyunda. Ama erken erişimden çıktıktan sonra eminim ki çok daha güzel bir halde olacaktır. O günlerin gelmesini iple çekiyorum. Siz yine de bu zamana kadar alıp oynamadıysanız mutlaka alıp deneyin. Pişman olmayacaksınız.


Subnautica

En iyi hayatta kalma oyunları arasında mutlaka yer alması gereken bir oyun daha Subnautica. İçeriğin girişinde farklı oyun türlerinin hayatta kalma oyunları içerisine dahil edildiğini söylemiştik. The Forest’ta yaratıklarla dolu bir adada hayatta kalmaya çalışırken PUBG’de daha günümüz şartlarına yakın, yaratıklardan uzak bir atmosferde bunu yapmaya çalışıyorsunuz. Valheim’da ise resmen Araf’tasınız ama hala bulunduğunuz yerdeyine hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Subnautica ile dünya sandığınız farklı bir gezegende sular altında hayatta kalmaya çalışıyorsunuz.

Subnautica oyununda Aurora adlı bir gemi Planet 4546B gezegenine düşüyor. Biz fırlatma modülü sayesinde o an için hayatta kalıyoruz. Fakat büyük bir sorun var. Bilmediğimiz bir gezegende resmen okyanusun ortasındayız ve bir şekilde hayatta kalmaya devam etmemiz gerekiyor. Tabi sadece bununla da sınırlı değil. Aynı zamanda içerisinde bulunduğumuz yerin sırlarını ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.

Yine loot ve craft sistemi mevcut. Ama lootlamak o kadar da kolay değil. Oyunda inanılmaz bir harita var sular altında. Hem yatay olarak hem de dikey olarak ilerliyor harita. Hal böyle olunca istediğimiz malzemeleri bulmak bazen çileden çıkartabiliyor. Fakat son derece keyifli bir hikayeye ve oynanışa sahip. Farklı gezegenlerdeki hayatlara göz gezdirmek isterseniz oyunu deneyebilirsiniz.


Days Gone

2021 yılı içerisinde Sony’nin PC oyuncularına sunduğu muhteşem bir hayatta kalma oyunu. Bu oyunda da karşımıza zombiler çıkıyor. Malum bundan yıllar yıllar önce özellikle The Walking Dead’in televizyon dünyasına girmesi ile birlikte bir zombi çağıdır başladı gitti. Hala daha da bitmedi. Ne filmleri ne dizileri ne de oyunları. Her ne kadar zombi temalı oyunlardan çok haz almasam da Days Gone bence oldukça güzel ve sürükleyici bir oyun.

İçinde bulunduğumuz pandemi döneminde biraz trajikomik olacak belki ama oyunda bir salgın söz konusu. Ortalık yangın yeri. Herkes bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyor fakat bunu engelleyen bir faktör var, zombiler. Her neyse, oyun sinematik bir görüntü ile başlıyor. Burada bir helikopter ve içinde de bir sağlık görevlisi var. İçinde bulundukları ortamdan ayrılacaklar. Biz de o sıra küçük bir kız çocuğu tarafından bıçaklanan eşimizi yetiştirmeye çalışıyoruz. Yalnız da değiliz. Yanımızda da çok yakın arkadaşımız Boozer bize eşlik ediyor. Helikoptere geldiğimiz zaman içerisindeki sağlık görevlisi bize sanki bilet kesiyormuş gibi sadece iki kişi alabileceğini söylüyor.

Gerçek hayatta çoğu kişinin yapmayacağı bir şey yapıyor oyundaki karakterimiz Deacon St. John ve bağlı olduğu motosiklet çetesinin yüzüğünü karısına veriyor ve “Sen git valla ben geleceğim” diyor. Maksat arkadaşımız Boozer’ı yalnız bırakmamak. Boozer “Abi yapma, etme” dese de karakterimiz kararından vazgeçmiyor.

Zombilerin içerisinde hayatta kalmaya çalıştığımız bu oyun harika grafiklere sahip. Motorlara binip bazen sadece gezmek isteyebiliyorsunuz. O derece etkili grafikler. En iyi hayatta kalma oyunları listesi içerisinde yer alması gereken çiçeği burnunda oyunlardan birisi Days Gone.


Among Trees

Bir erken erişim oyunu daha. Among Trees tek başınıza oynayabileceğiniz bir hayatta kalma oyunu. Grafiklerinin gerçekçi olmadığını söyleyerek başlamalıyım sanırım. Fakat Valheim gibi kendine has grafikleri mevcut. Açıkçası bana biraz The Long Dark’ı anımsatan grafikler. Daha sivri köşeli çizimlerden oluşuyor. Fakat kullanılan renk düzeni o kadar güzel ki çok büyüleyici bir atmosfere sahip.

Erken erişim oyunu olduğu için şu anda herhangi bir hikayesi yok. Daha çok hayatta kalmakla meşgulsünüz. Ve şu an için sizi ham yapacak tek varlık devasa bir ayı. Ama içinde bulunduğunuz şartlar da sizi oldukça zorluyor. Örneğin haritayı keşfetmek istediniz ve biraz ilerlemeye başladınız. Yanınızda ya da çevrenizde yiyecek bir şeyiniz yok mu? Geçmiş olsun, öldünüz. Ya da sabah vakti çıktınız ve gece yarısı eve dönmeye mi çalışıyorsunuz. Hava çok soğuk. Geçmiş olsun, öldünüz. Bunun gibi faktörler yaşamanıza büyük etki ediyor. O nedenle oyunu hafife almayın derim.

Az önce de bahsettiğim gibi şu anda erken erişim oyunu olduğu için herhangi bir hikaye mevcut değil. Fakat bu şartlarda bile oynaması keyifli. Erken erişimden çıktıktan sonra M4gniGame içerisinde incelemesini bulabilirsiniz.


Subnautica: Below Zero

Az önce ilk oyunu yazmıştım, şimdi sıra geldi ikinci oyuna. Subnautica’nın her iki oyunu da en iyi hayatta kalma oyunları listesine girmeyi hak ediyor.

İlk oyunda hatırlarsanız Planet 4546B gezegeninde hayatta kalmaya çalışıyorduk. Bu oyunda da aynı gezegendeyiz fakat biraz daha farklı. Bu sefer Planet 4546B gezegeninin buzlarla kaplı bölgelerinde hayatta kalmaya çalışacağız. Üstelik ilk olayın üzerinden de tam iki yıl geçmiş. Biz de buraya gelip iki yıl önce neler olduğunu çözmeye çalışıyoruz.

Oyun başladığında bu sefer karada olduğumuzu fark ediyoruz. Ne işimiz var bizim karada, olay kesin suyun altında devam edecek diye düşünerek kısa bir loot sonrasında kendimizi suya bırakıyoruz. Sağ olsun canımız, ciğerimiz, biricik yardımcımız PDA yine bizim işlerimizi kolaylaştırıyor. İlk oyunda olduğu gibi burada da gerekli yönlendirmeleri bize yapıyor.

Buraya gelmemizin bir sebebi var. Kardeşimiz Sam burada öldü. Biz de olayın gizemini çözmeye çalışıyoruz. Çünkü bağlı olduğumuz Alterra bize farklı bilgiler verirken kardeşimizin bize bıraktığı PDA’ler farklı bilgiler veriyor. İşkillenmemek elde değil. İşte hem bu gizemi çözelim hem hayatta kalalım derken bir de bir önceki oyundan tanıdığımız bazı varlıklarla karşılaşıp onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. İş üstüne iş!

Yine enine ve boyuna büyüyen bir harita ve yine zor bir oyun. Fakat bu tarz oyunları seviyorsanız kesinlikle sizi yeteri kadar tatmin edecektir.


Stranded Deep

Sırada çok fazla bilinmeyen bir erken erişim oyunu daha var. Stranded Deep uzuuun zamandır erken erişim oyunu olarak geçiyor aslında. İlk olarak 2015 yılında piyasaya çıktı. 6 yıldır ne oldu da bitiremediler bu oyunu bilmiyorum açıkçası. Ara sıra büyük güncellemeler de almasa firma battı diyeceğim ama güncellemelerle hayatta olduklarının sinyallerini de veriyorlar.

Her neyse, oyuna geri dönelim. Oyunun hemen başında bir uçaktayız ve uçak düşüşe geçiyor. Hayır sandığınız gibi değil. The Forest’tan bahsetmiyorum. Bu farklı bir oyun. Bu sefer uçak düşüyor ve kendimizi kurtarma botunda buluyoruz. Başlıyoruz kürek çekmeye. Yanımızda adam akıllı bir şey yok. Bu sefer de kolumuzdaki akıllı saat bize yardımcı oluyor. Birçok temel bilgiye buradan ulaşıyoruz. İlk olarak amacımız karaya çıkmak. Ardından hayatta kalma oyunlarının altın basamakları olan loot, craft, inşa ve keşif geliyor. Tabi ki tüm bunları yaparken de yaşamaya devam etmeliyiz.

Oyunda tek bir ada yok. Birden çok ada var ve gerçekten yön bulmak çok zor. Hele ki pusulanızı bir yerde unuttuysanız ve denizin ortasında fırtına da çıktıysa artık kendi adanıza elveda diyebilirsiniz. Çünkü emin olsanız bile kendinizi başka bir adada bulabiliyorsunuz. İşin zor yanı burada aslında. Farklı bir ada farklı bir yaşam koşulu demek. Birisinde yaban domuzları sizi rahat bırakmıyor birisinde yılanlar bir diğerinde ise yengeçler.

Among Trees gibi erken erişim oyunu olduğu için bir hikayesi yok. Fakat hayatta kalmaya çalışmak zaten yetiyor. Hani her şey tam gibi oyunda ama bir şeyler de eksik gibi. Öyle işte. Ama oynaması çok keyifli. Bazen kendinizi oyunun içinde hissedebiliyorsunuz. Bu arada oyunda herhangi bir yaratık ya da zombi yok. Daha günümüz şartlarına yakın. Sadece devasa yengeçler biraz canınızı sıkabiliyor. Yine de oynamaya değer.


The Long Dark

Hayatta kalma oyunları bir ülke olsaydı herhalde The Long Dark başkenti olurdu. O derece kült bir oyun. 2017 yılından beri güncelliğini koruyor desek yeridir. Burada oyunun gelişticisi ve yayıncısı olan Hinterland Studio’yu tebrik etmek gerekiyor.

Oyunu ilk açtığınız zaman soğuk hava şartlarını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kahramanımız Mackenzie çayını demlemiş ofisinde otururken bir anda karşısında Astrid’i buluyor. Artık çayın verdiği sıcaklıktan mıdır yoksa Astrid bizi heyacanlandırdığından mıdır bilmem ama vücut ısımızda bir artış oluyor. Fakat soğuk nevale gibi davranan Astrid yardıma ihtiyacı olduğunu söylüyor. Aşık olduğumuz kadın bizden yardım istemiş, asla hayır demek olmaz. Hemen istediği uçuşu gerçekleştirmek üzere malzemelerimizi topluyoruz uçağa geçiyoruz. Biraz laf sokmalı sohbetten sonra kötü hava şartlarına daha fazla dayanamıyoruz ve uçağımız düşüyor. İşte her şey bu saatten sonra başlıyor. Bilmediğimiz bir yerde uçak kazası yaşadık fakat hayattayız. Ama ortalıkta Astrid yok. Amacımız hem onu bulmak hem de hayatta kalmak.

Gerek ilginç grafikleri gerekse oyunun hikayesi sizi kendisine çekiyor. En iyi hayatta kalma oyunları listesinde bu oyun olmasaydı herhalde diğer oyunları yazacak yüzümüz olmazdı diye düşünüyorum.


Grounded

En iyi hayatta kalma oyunları listesi içerisindeki en garip hikayeye sahip olan oyunlardan birisi Grounded. Hikayede bir çocuğu canlandırıyoruz ve bir şekilde fiziksel boyutumuz küçültülüyor. Tabi bu şekilde baktığınız zaman çok zorlayıcı olmayabilir. Fakat bir de karakterin gözünden olaylara bakmakta fayda var.

Evinizin arka bahçesinde artık minicik bir boy ile hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Daha düne kadar yolda yürürken dikkat etmediğiniz karıncalar bile sizin için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Sadece karıncalar mı? Hayır! Kuşlar, örümcekler, bitler ve daha neler neler.

Oyunun karakter modellemeleri haricindeki çevre modellemeleri bize Supraland isimli oyunu hatırlatıyor. Hatta o oyunda da evin arka bahçesinde bir çocuğun yaratmış olduğu dünyada maceralara atılıyorduk. Açıkçası oynaması son derece keyifli bir oyun. Mutlaka denemenizi tavsiye ederiz.


En iyi hayatta kalma oyunları listemiz bu şekildeydi. Peki siz bu listede yer alan oyunlardan hangilerini oynadınız? Yorumlar kısmında bizimle tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz. Bunun yanı sıra listede görmek istediğiniz oyunları da yine bizimle yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz. Ayrıca sizlere farklı türlerde sunacağımız oyun tavsiyeleri içeriklerimizi kaçırmamak için bizi Instagram sayfamızdan takip edebilirsiniz.

Yazar Hakkında

Senelerce oyun oynadım, dergilerde ve başka sitelerde yazdım. Artık kendi deneyimlerimi ve kendi düşüncelerimi özgürce aktarabileceğim M4gniGame isimli siteyi oluşturdum.

Yorum Yap